1. Ana Sayfa
  2. Tarih
  3. İlginç Yaşamları Olan 5 Ünlü Tarihi Kişilik
Trendlerdeki Yazı

İlginç Yaşamları Olan 5 Ünlü Tarihi Kişilik

ilginç yaşamları olan 5 ünlü tarihi kişilik
1

İlginç Yaşamları Olan 5 Ünlü Tarihi Kişilik

Tarihi, bir çizgi roman gibi düşünme eğilimindeyiz: kahramanlarımız, kötü adamlarımız ve sonumuz. Fakat gerçek hayat böyle yürümüyor. İnsanlar kolayca sindirilebilen tek bir görüntü haline getirilemeyecek kadar karmaşıklar ciddi anlamda karmaşıklar. İyi bildiğinizi sandığınız fakat aslında korkutucu, tuhaf yaşam amaçları ve ilginç Yaşamları Olan 5 Ünlü Tarihi Kişiliğin gizli yaşamlarına bir göz atalım o halde.

5 – Charles Dickens

ilginç yaşamları olan 5 ünlü tarihi kişilik

İkonik İngiliz yazar Charles Dickens, muhtemelen çoğu insanın adını verebileceği tek Viktorya dönemi figürüdür. A Tale of Two Cities (İki Şehrin Hikayesi) ve Oliver Twist gibi klasikleri yazmanın yanı sıra, Dickens, herkesin en sevdiği hayalet hikayesi A Christmas Carol’ın (Tuhaf bir yılbaşı öyküsü) arkasındaki zihindi. Ebenezer Scrooge’un (kitaptaki baş karakter) moral verici dönüşümünü hayal eden adamın kendisinin de oldukça nazik bir adam olacağı aşikar görünüyor. Fakat aslında iğrenç bir adamdı hatta deli desek yeridir. Bazı insanlar deha ile delilik arasında ince bir çizgi olduğunu söyler ve savunur bu kısmen doğrudur aslında. Ancak Dickens tam anlamıyla deliydi.

Dickens, cömertlik ve aşk hikayelerini karalamakla meşgul olmadığı zamanlarda, inanılmaz derecede sinir bozucu “şakalara” düşkün olduğu biliniyordu. Kendi icat ettiği bir dilde konuşurdu. Sokakta yabancılara koşar ve onlara tuhaf saçma bilmeceler sorardı ve daha sonra kahkahayı basardı. Bir keresinde bir yolculuk sırasında rastgele bir genç kadını yakaladı, onu suya sürükledi ve onu öldürmekle tehdit etti. Ona aşık olduğunu ve ikisinin birlikte boğulması gerektiğini iddia etti. Ne gariptir ki, Noel yemeği için gelmek isteyeceğiniz son kişi Dickens olabilir.

4 – Charles Lindbergh

ilginç yaşamları olan 5 ünlü tarihi kişilik

Amerikalı havacı Charles Lindbergh, Atlantik boyunca 1927 tarihli meşhur aktarmasız uçuşuyla tarih yazdı. Bu dünyada ilk kez yaşanan olay, Lindbergh’i anında ünlü yaptı ve ona hemen hemen tüm gezegenin hayranlığını ve güvenini kazandırdı. Görünüşe göre belki biraz fazla hayranlık ve güven… Bir pilotu, çocukluğumuzdan beri olan bir şey midir bilinmez her zaman karizmatik ve havalı görürüz. Prestijli bir meslektir fakat bu prestiji yerlere çeken insanlarda mevcut.

Lindbergh’in dünyanın çok uzak yerlerinde metresleri vardı. Karısı Anne (Karısının adı) ile olmadığı zamanlarda sekreteri Valeska ya da Almanya, Münih’teki iki kız kardeşten biriyle vakit geçirirdi. Bu işler, hepsiyle birlikte çocuk sahibi olmasına yetecek kadar uzun sürdü ve sonra devam etti. Lindbergh, diğerleri hakkında hiçbir şey bilmeyen toplam üç aileye sahipti. Gayri meşru ailelerini yılda birkaç kez ziyaret eder, birkaç gün kalır, onlara iyi vakit geçirir ve sonra kelimenin tam anlamıyla tekrar ortalıktan kaybolurdu. Çocukları onu sadece sahte bir adla tanıyordu. Çocukların ileride gireceği psikolojiyi düşünsenize ne kadar berbat bir durum.

3 – Alexander Graham Bell

Herhangi bir ilkokul çocuğu size Alexander Graham Bell’in kim olduğunu söyleyebilir. Bu dahi mucit bize elimizden hiç düşmeyen alet olan telefonu verdi (şu an yaşasaydı pişman olur muydu orası ayrı konu…) ve insanları önceden imkansız olduğu düşünülen bir şekilde birbirine bağladı. Akıllı telefonların büyükbabası olmasının yanı sıra bu kahraman mucit, birlikteliğin ve sosyal etkileşimin ışıltılı bir ikonuydu.

Fakat, aynı zamanda bir sağır karşıtı aktivist olması oldukça ironik bir durum. Bell, öjeni savunucusuydu (engelli insanların kusurlu olduğu ve insan gen havuzunu “kirletmesine” izin verilmemesi gerektiği fikri). Bell’e göre, sağır insanlar “normal” toplumu tehdit ediyordu (normal olan toplum nerede veya ben mi bilmiyorum?) ve onları alt etmek için yorulmadan çalıştı. İşaret dilinin yasaklanmasına, sağır öğretmenlerin okullardan atılmasına ve sağır bireylerin evliliklerinin yasaklanmasına destek verecek kadar onlardan nefret ediyordu . En korkunç olanı, çoğu öjenikçi gibi sağır insanların kısırlaştırılmasından yanaydı. Tüm bunlar, sağır kültürünü yok etmek ve işitme kaybı olanları, onları barındırmayı reddeden bir topluma katlanmak zorunda bırakmak için yapıldı. Evet bazı insanlar motivasyon kaynaklarını böyle kötücül emellerden alabiliyor ne kadar üzücü bir durum.

2 – Ulysses S. Grant

Amerika Birleşik Devletleri’nin 18. Başkanı olmasının yanı sıra, Ulysses S. Grant en çok İç Savaş’taki rolüyle tanınır. Abraham Lincoln ile yakın çalışarak Birlik Ordusu’nu Konfederasyon karşısında zafere taşıdı ve ABD’de köleliği sona erdirdi. Cesur hareketleri onu milyonlar için bir kahraman yaptı… Gerçekte ne kadar ırkçı olduğu hakkında muhtemelen hiçbir fikri olmayan milyonlarca kişi.

Köleliğin kötü olduğuna inandı ve doğru olsa da, onu sona erdirmek için çalıştı; fakat onun içindeki adam hâlâ beyaz üstünlüğünü savunan bir ırkçıydı. Farklı ırklardan insanların asla barış içinde bir arada yaşayamayacağına inanıyordu ve bu nedenle köleleri serbest bırakıp Başkan olduktan sonra bir plan yaptı. Beyazlar ve yeni serbest bırakılan köleler arasındaki ırksal gerilimleri çözmek için çalışmak yerine, tüm siyahları izole bir adaya gönderecekti. Karayip adası Santo Domingo’ya, dört milyon civarında eski kölelerin orada kalmasına izin verilmesi karşılığında kabaca 1.5 milyon dolar civarı para verecekti. Teklif korkutucu destek kazanmıştı neyse ki son anda bu olay gerçekleşmedi.

1 – Rahibe Teresa

ilginç yaşamları olan 5 ünlü tarihi kişilik

Rahibe Teresa adı anında iyilik, nezaket ve cömertlik düşüncelerini çağrıştırıyor. Bu Katolik misyoner, hayatının yıllarını Hindistan’ın yaygın hastalığı ve yoksulluğunu çözmeye adadı. Bu nedenle, 1979’da çalışmalarından ötürü Nobel Barış Ödülü’nü alması, 2016’nın sonlarında kanonlaştırıldığını ve resmi olarak Azize Teresa olduğunu öğrenmek sürpriz olmamalı.

Bununla birlikte, şaşırtıcı olabilecek şey, hastanelerindeki hastalara korkunç muamelesiydi. Rahibe Teresa kabus felsefesine bağlı kaldı (Bir kişiye verilebilecek en büyük armağan “Mesih’in ıstırabına katılmaktır.”) Bu nedenle ağrı kesicileri ciddi şekilde hasta veya yaralı hastalara vermeyi inatla reddetdi ve yaraların açık kalmasını istedi. Acının insanları İsa’ya yaklaştıracağına inanıyordu. Hatta bu korkunç kült felsefesi bir yana, bu tesisler gülünç bir şekilde kimseyi tedavi etmeye uygun değildi; Rahibe Teresa, gönüllülerini tıbbi olarak tamamen eğitimsiz kalmaya teşvik etti çünkü “Tanrı zayıf ve cahilleri güçlendirir” sözüyle hareket eden bir caniydi. Bu nedenle, iğneler sıklıkla yeniden kullanıldı ve tedavi edilebilir hastaların neredeyse hepsi öldü. İyi niyetli olabilirdi, ancak Rahibe Teresa’nın bakımından sonra insanlar yaşamayı başarsalar bile muhtemelen kalıcı hasarları olmuştur.

Bazenleri çok iyi tanıdığımızı düşündüğümüz veya bize öyle empoze edilinen insanların böyle saçma bir şekilde kötü ve korkutucu hayatları olması gerçekten insanlık adına tüm umutları yitirebilir. Fakat böyle insanların yanında iyi insanlar olduğunu da unutmamak gerek gökyüzüne bakmak lazım yere bakmaktansa. O halde Oscar Wilde’ın sevdiğim bir sözüyle yazıyı bitireyim.

“Hepimiz çamur içindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakar.” – Oscar Wilde

 

 

 

Yazar Hakkında

Yorum Yap